Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2009 Pazartesi

No Panik

No Panik

İstanbul'dan bir gazeteci, yazı dizisi hazırlamak için Diyarbakır'a gelir. Suriçinde tarihi turistik bir lokantaya oturur, garsonu çağırır. Bir acılı Adana ister.
Garson,
-"Başım gözüm üstüne Abe" der...
ve döner ocaktaki ustaya,
-"Yap Abeme bi isotli" diye bagirir.
Müşteri bir an durur,
-"Garson Bey! Acılı istedim, isot nedir bilmem, ondan degil"
Garson, müşterinin bu cehaletini yüzüne vurmak istemeyen vakur bir tavırla, önce müşterisini şöyle bir süzer, sonra başını eğerek havalı havalı konuşur,
-"Kontrol edesen, temam, no panic, ayni pohtir Abe, merak etmeyesen"

13 Ocak 2009 Salı

Zilli


Sen Ne Malsın Zilli


Bir gün Adana`lı, Çukurovanın zengin pamuk tüccarlarından biri İstanbul`a mal almaya gider. Adam işlerini halleder,dolaysıyla yorulduğu için acıkmıştır lokantaya gider. Lokantaya girişte sağ tarafta papağan bu adama seslenır ,
-"Vayy civanım Adana`lım hoşgeldin" der.
Adam şaşırır tabi bu benim Adana`lı olduğumu nerden bilir diye neyse adam siparişini söyler ama aklı hep papağanda kalır. Adam kendi kendine ben ne yapıp eder bu papağanı alırım der ve sahibini çağırır adama başlar yalvarmaya ısrar etmeye sahibide yok der olmaz der ama tüccar ha bire ısrar eder adam dayanamayıp yalan söyler derki,
-"Ben sana papağanın yumurtasını vereyim!" der.
Adanalı da sevinçli bir şekilde kabul eder ama yumurtalar papağanın değildir adam alır Adana`ya gider. Eşini akrabasını..vs çağırır anlatır herşeyi derki;
-"Bende 1 papağan yumartası var çıkınca göreceksiniz insanların nereli olduğunu bir bakışta anlıyor!"
Aradan zaman geçer yumurtanın içinden baska kuş türü çıkar adam sinirlenir hemen İstanbul`a gider lokantaya girer papağan sağ taraftan seslenir,
-"Vayy bizim salak Adana`lı hoşgeldin!" der.
Adanalı,
-"Benim salak olduğumu bir tek sen biliyorsun ama senin ne zilli olduğunu tüm Adana öğrendi, naber?"

5 Ocak 2009 Pazartesi

Darendeli ve Kayserili Hancı


Darendeli ve Kayserili Hancı

Kayseri ve Kayserililer nasıl ticari zekaları ile bilinirse Darende de onun küçük protitipi yada ilçe versiyonu olarak anılır. Darendelilerde ticari kabiliyetleri, kıvrak zekaları, ticaret erbabı olmalarıyla bilinirler. Darende tarihi boyunca çok göç veren bir yer olmuştur. Lakin bugün Türkiyede en az Darendeli olan il Kayseri'dir! Bunun sebebi olarak şu tarihsiz olay rivayet edilir...

Eski devirde Darendeli oğlunu alıp, rızkını aramak için batıya yola çıkmış. Kayseri’ye vardığında fazla para ödememek, ticaret için nakitin eritmemek için izbe bir Han (o zamanki otel) da konaklamaya karar vermişler. Hana girdiklerinde Hancı bunları,
-“Hoş geldiniz beyim! Sefalar getirdiniz, şerefler verdiniz” diye iltifatlar ederek karşılamış. Eşeğin yularını Darendelinin elinden almış, bir çırpıda ahıra bağlayıp yanlarında bitmiş. Kaç gün kalacaklarını öğrenmiş, ücreti peşin almış. Eşeğe yem isterlerse ayrıca ücret isteyeceğini belirtmiş. Darendeli ve oğlu odalarına çekilmiş, hancının getirdiği karpuzu yedikten sonra Darendeli karpuz kabuklarını ahırdaki eşeğine verdikten sonra uyumuşlar.
Geceyarısı Darendeli oğlunu telaşla dürterek uyandırmış. Oğlan şaşkın,
-“Buba hayrola, namaz vakti mi girdi?
-“Yoğ ovul, namazı yolda kılarığ. Hele eyleşme fızlı davran!
-“Hayrola buba ne ola?
-“Ovul bize burda rızk yoğ. Başka diyara varam. Rızkımızı orda bakarığ...” Oğlan şaşkın hazırlanırlarken Darendeli açıklamasını sürdürür,
-“hani ayşam karpuz yidik ya?
-“Eeeee...
-“Hancı bana eşeğe yem akçeli dediydi. Bende yimek için ondan öyle birşey istedimki, böyle izbe bir hancı karpuz getirdiğine ve peşin para aldığına göre bu diyardan bize gitmek düşer...
-“Ne dediydin buba? Karpuz geldi
-“Hancı bize öyle birşey getirki, kanımız doya, eşeğe arta, bize eğlencelik olsun. Hancı karpuzu koydu önüme, ‘yolcu içini oğlunlan yen, çekirdeğini eğlenti edip çıtlan, kabuğunuda eşeğine yem eden’ dedi. Bu diyarda izbe hancı bunu yapıyorsa bize rızık zor çıkar. Davran oğul burdan yol alak...


Cenk SARIGÖL

3 Ocak 2009 Cumartesi

İste Vereğ


İste Vereğ


Erzurum - Atatürk Üniversitesini kazanan bir İstanbullu öğrenci, kaydını yapar, birkaç arkadaş evlerini tutarlar. Artık yemekleri sırayla yapacaklardır. Artık evleri olduğuna göre dışarda yemek yemenin, paraları bitirmenin alemi yoktur. Öğrencilerden birisi evde yemek yaparken diğeri eksikleri almak için evlerine yakın bakkala gider.
Bakkala,
-"Pardon bakarmısınız rica etsem şurdan iki ekmek alabilirmiyim?" demiş.

Erzurumlu bakkalcı daha önce karşılaşmadığı bu nezaketi anlamlandıramaz ve Erzurum şivesiyle şöyle der,
-"Ne yalvarisan gardaş iste verağ..!"


20 Aralık 2008 Cumartesi

Kütahyalının Konyalıdan Anladığı


Kütahyalı 'nın Konyalı 'dan Anladığı

Kütahyalı bir vatandaşımız Konya'ya gelmiş, lokantada yemek yiyor. Bakmış yanıbaşındaki masada oturan ve şivesinden Konyalı olduğu anlaşılan kişi garsona;

Garam, bana bi tirit verde yiyem» demiş.

Tirit gelmiş, bol bol ekmekli, bol soğanlı, bol sulu, nefis, mis gibi kokuyor ama az etli. Kütahyalı yan gözle bizim Konyalı'yı süzerken, Gonya'lı hemşehrimiz garsonu tekrar çağırmış;

Garam accık da yaguna ekmek veri ver» demiş.

Garson ekmeği getirmiş, Bizim Gonyalı garsonun getirdiği ekmekle, tiridin içindeki ekmek parçalarını tabaktan alıp alıp afiyetle yemiş. Kütahyalı hayran hayran seyretmiş. Gel zaman, git zaman yine O Kütahyalı vatandaş bir gün trende giderken kompartmanında tanışma faslı esnasında bir Konyalı'ya rastlamış ve arkadaşının Konyalı olduğunu da öğrenince yıllar sonra meşhur Konya seyahati aklına gelmiş ve hemen hayranlığını anlatmış. Konyalı bunun üzerine sormuş;

-"Hele neyne hayran olduydun?" Kütahyalı neye haytan olduğunu şu cümlelerle ifade etmiş;

- "Ekmeği ekmeğinen yirsiniz, adına da tirit dirsiniz!"