Ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ticaret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2009 Pazar

Kayserili Vasiyeti

Kayserili Vasiyeti

Kayserili zengin tüccar, ölüm döşeğindeymiş.
"Vasiyetim Var"
diyerek oğullarını kızlarını başına topladıktan sonra öğüt vermiş:
- "Evlatlarım, size son sözüm:
'Devlet çalgı, siz cengi...'
Ayak uydurmaya bakın!
"

31 Ocak 2009 Cumartesi


Cehennemin Tapusu

Kayserili, Papa'nın cennetten yer sattığını işitince doğru Vatikan'a gitmiş. Papa'ya:
- "Bazı Müslümanlar cehennemlik olduğu için! cehennemin tapusuyla anahtarını şimdiden almak istiyorum!"
Uzun pazarlıklardan sonra istediği fermanı ve anahtarı elde etmiş. Bunun üzerine zengin Hristiyanlara yönelik bir reklam kampanyasına girişmiş:
- "Cehennemin tapusu ve anahtarı bende. Cehenneme girmek istemeyenler, benden belge alabilirler. Cennet arsalarının yarı parasına..!"
Kayserilinin elindeki fermanı gören Hristiyanlar, cehenneme kabul edilmeyeceklerine ilişkin belge satın almaya başlamışlar. Cennet müşterileri azalınca, Papa Kayseriliyi çağırtmış:
- "Al şu verdiğin parayı, ver cehennemin tapusuyla anahtarını!"
Kayserili:
- "Ben cehennemi sattım, demiş. Geri almak için çok para gerekli!"
- "Ne kadar?"
- "Heybenin iki gözü dolusu altın."
Papa, çaresizlik içinde ellerini iki yana açtıktan sonra buyruğu vermiş:
- "Doldurun bu Kayserilinin heybesini altınla!"

17 Ocak 2009 Cumartesi

İlkokulda Kayserili Matematiği


İlkokulda Kayserili Matematiği

Kayseri ilköğretimine yeni tayin olan çiçeği burnunda öğretmen sınıftaki çocuklara basit sorular sorup çocuklara ısınmaya ve onları derse adepte etmeye çalışıyormuş.
Birkaç öğrenciye sorduktan sonra babası büyük tüccar olan küçük Kayserili'ye sıra gelmiş,
-"Söyle bakalım Ragıp, 'iki kere iki kaç eder?' sonuç ne?"
Ragıp, düşünmüş, düşünmüş, ve sonra bomba cevabını vermiş;
-"Tamamda öğretmenim bunu; alaceez mi? yoksa satacaz mı? Onu dimediniz!"

5 Ocak 2009 Pazartesi

Darendeli ve Kayserili Hancı


Darendeli ve Kayserili Hancı

Kayseri ve Kayserililer nasıl ticari zekaları ile bilinirse Darende de onun küçük protitipi yada ilçe versiyonu olarak anılır. Darendelilerde ticari kabiliyetleri, kıvrak zekaları, ticaret erbabı olmalarıyla bilinirler. Darende tarihi boyunca çok göç veren bir yer olmuştur. Lakin bugün Türkiyede en az Darendeli olan il Kayseri'dir! Bunun sebebi olarak şu tarihsiz olay rivayet edilir...

Eski devirde Darendeli oğlunu alıp, rızkını aramak için batıya yola çıkmış. Kayseri’ye vardığında fazla para ödememek, ticaret için nakitin eritmemek için izbe bir Han (o zamanki otel) da konaklamaya karar vermişler. Hana girdiklerinde Hancı bunları,
-“Hoş geldiniz beyim! Sefalar getirdiniz, şerefler verdiniz” diye iltifatlar ederek karşılamış. Eşeğin yularını Darendelinin elinden almış, bir çırpıda ahıra bağlayıp yanlarında bitmiş. Kaç gün kalacaklarını öğrenmiş, ücreti peşin almış. Eşeğe yem isterlerse ayrıca ücret isteyeceğini belirtmiş. Darendeli ve oğlu odalarına çekilmiş, hancının getirdiği karpuzu yedikten sonra Darendeli karpuz kabuklarını ahırdaki eşeğine verdikten sonra uyumuşlar.
Geceyarısı Darendeli oğlunu telaşla dürterek uyandırmış. Oğlan şaşkın,
-“Buba hayrola, namaz vakti mi girdi?
-“Yoğ ovul, namazı yolda kılarığ. Hele eyleşme fızlı davran!
-“Hayrola buba ne ola?
-“Ovul bize burda rızk yoğ. Başka diyara varam. Rızkımızı orda bakarığ...” Oğlan şaşkın hazırlanırlarken Darendeli açıklamasını sürdürür,
-“hani ayşam karpuz yidik ya?
-“Eeeee...
-“Hancı bana eşeğe yem akçeli dediydi. Bende yimek için ondan öyle birşey istedimki, böyle izbe bir hancı karpuz getirdiğine ve peşin para aldığına göre bu diyardan bize gitmek düşer...
-“Ne dediydin buba? Karpuz geldi
-“Hancı bize öyle birşey getirki, kanımız doya, eşeğe arta, bize eğlencelik olsun. Hancı karpuzu koydu önüme, ‘yolcu içini oğlunlan yen, çekirdeğini eğlenti edip çıtlan, kabuğunuda eşeğine yem eden’ dedi. Bu diyarda izbe hancı bunu yapıyorsa bize rızık zor çıkar. Davran oğul burdan yol alak...


Cenk SARIGÖL

1 Ocak 2009 Perşembe

Erciyeste Kar


Erciyeste Kar


Kayserili'nin biri, bir Yahudi’ye kredi hesabı borçlanır. Aralarındaki akte (anlaşmaya) göre 'borcunu Erciyes’in karı eridiği gün ödeyecek.' Ağustos ayı olur. Yahudi parası için Kayseri’ye gelir. Borçlu Kayserili Yahudi’ye Erciyesi göstererek:

-"Anlaşmamıza göre Erciyes’in karı eridiği gün borcumu ödeyeceğim. Bak Erciyes’in karı henüz erimedi."
Yahudi bırakır gider. Bir yıl sonra Ağustosta yine gelir Kayseri’ye ve bakar ki Erciyes’in doruğu karla dolu. İşin kötüye gittigini, parasını alamayacağını anlayan Yahudi başlar düşünmeye. Bu sırada yanına yaklaşan Kayserili bir çocuk derdini sorar. Yahudi sızlanarak yakınır. Çocuk:

-"Ben senin paranı kurtarırım ama ondalık pay isterim."
Yahudi çocuğun şartlarını kabullenir ve ondalığını da oracıkta verir ve çocuktan şu aklı alir,
Alacağın olana diyeceksin ki:
"geçen yılın karı eridi, altına aktı. Bu görünen bu yılın karı..!


23 Aralık 2008 Salı

Kayserili Tebayamız


Kayserili

Tebayamız


Padişahlık Döneminde döneminde Erzurum korkunç bir sel felaketine ugrar. Sadrazam padişahın huzuruna çıkar ve olayı haber verir.

-"Allah sizi korusun hünkarim bir aci haber verecegim. Erzurum siddetli bir sel felaketine ugradı, Çok zarar gördü, çok tebanız ve hayvan telef."

Padişah söyle konusur:

-"Cenab-i Hak Kayserili kullarımı bu gibi felaketlerden korusun."

Aradan bir süre geçtikten sonra acı bir haberi daha padisaha verirler:

-"Devletlüm bugün Basra Şehri yangınla cenk verdi. Yarısı yandı, zarar çok fazla."

Padişah yine üzgün bir tavırla;

-"Basralı kullarımın kederi canı gönülden hissiyatımda yer etmiştir. Allah Kayserili kullarımı bu gibi felaketlerden korusun."

Her felaket haberinden sonra padişahın Kayserili kullarını koruması veziri-azami hayrete düsürür, sonunda dayanamaz ve sorar. Hünkar, vezirine su açıklamayı yapar:

-"Erzurum sel felaketine uğrayabilir ama bunun etkisi geçince halk yerli yerine döner, eski hayatını yasamaya başlar. Her vilayet için aynı şeyi düşünebiliriz ama Allah göstermesin Kayseri’de bir felaket ortaya çıkarsa Kayserililer yurda dağılır ve tüm halkın işlerini ellerinden alırlar. İşte asıl felaket o zaman olur," der.