İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2009 Pazartesi

Temel Taksimde

Temel Taksimde
Temel tatile çıkmaya karar vermiş ve sonunda İstanbul'da hem tatil hemde akrabalarını görmek için kendi arabasıyla yola çıkmış. şehri turlamak isteyen Temel, arabası ile İstanbul - Taksim Meydanı Anıtın etrafında dönüp duruyordu. Aynı trafik polisinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti.
Temel'i durdurup sordu:
- "Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz?"
Temel:
- "Sol sinyal takıldı da..."

16 Şubat 2009 Pazartesi

Öpmezsen - Ötersin

Öpmezsen - Ötersin
İstanbul - Ataşehir delikanlısı, sevgilisini akşam eve bırakır.
Evin önünde masum bir fısıltıyla, bir elini duvara dayayarak, sorar:
- "Gitmeden seni hiç olmazsa elindeki çiçeğin hatrına,
yanağından öpebilir miyim?
"
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür, sonra!"
Erkek:
- "Ne olacak canım, bu saatte kim görecek, ne olur!
Hem sana hediyede alırım.
Hemd seni çok seviyorum.
"
Kız:
- "Ben de seni ama böyle uluorta yerde olmaaaz!"
Erkeğin ısrarı sürerken bir den merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki; 'öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün!'
Yoksa kendisi gelecek ikinizide öttürecekmiş.
Ayrıca babam,
'o salağa söyle elini apartmanın diafon düğmesinden çeksin.
" dedi.

13 Şubat 2009 Cuma

Sevgililer Günü

Sevgililer Günü

İstanbullu, bir genç "Sevgililer Günü" için sevgilisine süpriz yapmak ister.
Bir çiçek hediye almak için Bakırköyde bir çiçekçiye girer.
Orada duran kırmızı gülleri göstererek fiyatını sorar.
Çiçekçi Çingene kızı;
- "Abe bir kırmızı gül onmilyon efendim" der.
Genç şaşırır ve;
- "Uffff!!!"
Daha sonra genç belki fiyatı uygundur diye düşünerek, köşedeki beyaz orkideleri göstererek,
- "Bunlar ne kadar..?"
Çiçek satıcıssı Çingene kız üzgün cevap verir;
- "Onlar iki kere uffff!!!"

13 Ocak 2009 Salı

Zilli


Sen Ne Malsın Zilli


Bir gün Adana`lı, Çukurovanın zengin pamuk tüccarlarından biri İstanbul`a mal almaya gider. Adam işlerini halleder,dolaysıyla yorulduğu için acıkmıştır lokantaya gider. Lokantaya girişte sağ tarafta papağan bu adama seslenır ,
-"Vayy civanım Adana`lım hoşgeldin" der.
Adam şaşırır tabi bu benim Adana`lı olduğumu nerden bilir diye neyse adam siparişini söyler ama aklı hep papağanda kalır. Adam kendi kendine ben ne yapıp eder bu papağanı alırım der ve sahibini çağırır adama başlar yalvarmaya ısrar etmeye sahibide yok der olmaz der ama tüccar ha bire ısrar eder adam dayanamayıp yalan söyler derki,
-"Ben sana papağanın yumurtasını vereyim!" der.
Adanalı da sevinçli bir şekilde kabul eder ama yumurtalar papağanın değildir adam alır Adana`ya gider. Eşini akrabasını..vs çağırır anlatır herşeyi derki;
-"Bende 1 papağan yumartası var çıkınca göreceksiniz insanların nereli olduğunu bir bakışta anlıyor!"
Aradan zaman geçer yumurtanın içinden baska kuş türü çıkar adam sinirlenir hemen İstanbul`a gider lokantaya girer papağan sağ taraftan seslenir,
-"Vayy bizim salak Adana`lı hoşgeldin!" der.
Adanalı,
-"Benim salak olduğumu bir tek sen biliyorsun ama senin ne zilli olduğunu tüm Adana öğrendi, naber?"

10 Ocak 2009 Cumartesi

Lazın Otobüs İlk Serüveni


Lazın Otobüs İlk Serüveni


Eskiden otobüsler olmadığından Karadenizli biri gemiyle İstanbul’a gelmiş İstanbul’da bir süre kalmış, çalışmış ve geri dönecek.
O zaman piyasaya Avrupadan eski püskü otobüsler gelmiş ve bu otobüslerden bir kısmı Karadeniz hattında çalışıyormuş. Karadenizli memleketine dönerken otobüsle ilk defa seyahat edecek binmiş otobüse koyulmuş yola İzmit, Adapazarı derken şoför normal viteslerle yol alırken gelmiş Bolu Dağı Rampasına başlamış takviye vites kullanmaya o sırada Lazoğli hep şoförü takip ediyor. Rampada şoför vites küçültüp vites büyültüp devam ederken o sırada vites kolu şoförün elinde kalır ve şoför yolculara vites kolunun koptuğunu biraz gecikeceklerini söylemiş.
Bizim Laz kalkmış ayağa;

-"Ula kot kafali uşağum İstanbul’dan beri seni takib edeyrum o oninla o kadar oynadiğindan belliydi, kopacaği, bi rahat bırakmadin, ileri geri oynaysidin da!!!"

8 Ocak 2009 Perşembe

Yarpak, Torpak, Körpi


Yarpak, Torpak, Körpi



İki kafadar Bayburt’lu İstanbul’da iş aramaktadırlar. Birileri onlara,
- "Şu adamda bol iş var ama Bayburt’lulara kesinlikle iş vermez" der.
Kafadarlar,
-"Adam sende! Herif bizim Bayburt’lu olduğumuzu nerden anlayabilir ki, biz bi görüşmeye gidek," olmazsa şiveyi değiştirimeyi planlarlar. Mülakat safhasına gelmiştirler. İşveren onlara,
"Yaprak diyin" der. Bunlar,
"Yarpak" derler.
"Toprak diyin" der, Bunlar,
"Torpak" derler.
"Köprü diyin" der, Bunlar,
"Körpi" derler. Velhasıl adam anlamıştır bizim kafadarların Bayburt’lu olduklarını. ve,
"Sizi işe almıyorum" demiş.. Kafadarlar işe alınmamanın hayal kırıklığı içerisinde birbirleri ile olayın yorumunu yaparlar.

Kafadar 1:
-"ola gardaş, ne oldi da bu bizi işe almadi. nasi oldi da anladi Bayburt’li olduğumuzi?" der.
Kafadar 2:

-"Valla gardaş, yarpah dedi dedük, torpah dedi dedük, zannımca o körpide pohi yedük" der.