Temel Fıkrası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Temel Fıkrası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2009 Salı

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS)

ÖSS
(Öğrenci Seçme Sınavı)
Temel üniversite sınavına girmiş.
Her soruda yazı-tura atarak yanıtlar vermiş.
İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kâğıdını verip salonu terk etmiş.
Temel hala yazı tura atıyor...
Görevli gelip başına dikilmiş:
— "Temel hepsini yazı tura attın, hala bitiremedin mi?"
Temel:
— "Hocam pir saat once piturdum!"
Görevli gözetmen öğretmen şaşkınlıkla sormuş
:
— "Eeee niçin teslim etmiyorsun cevap anahtarını öyleyse?"
Öğrenci Temel elindeki metal barayı havaya atıp, umursamazca;
— "Şimdi kontrol edeyrum da!"

1 Mart 2009 Pazar

Arapça

Arapça
Büyük bir meşrubat firmasının pazarlama temsilcilerinden biri olan Temel terfi etmiş.
Yeni görevi Ortadoğu’dan büyük bir hayal kırıklığıyla dönmüş.
Niye başarılı olamadığını soran arkadaşlarına,
— "Beni Ortadoğu’ya ilk gönderdiklerinde iki sorun vardı.
Ben Arapça bilmiyordum. Halkta da okuma yazma öyle yüksek değildi…
Bu yüzden onlara resimli reklamla ulaşmak istedim.
Kampanyada mesajı yan yana 3 resim halinde düzenledim.
Birinci resimde bir Arap Bedevisi…
Çölde kumların üstünde sürünüyor, susuzluktan kavrulmuş, ölüyor..
İkinci resimde kumlar arasında bulduğu bizim gazozu içiyor..
ve üçüncüde adam dipdiri.. Ayakta… Canlı ve neşeli…
"
Arkadaşları şaşkın;
— "Eeeeee. Harika fikir .. Anlamadılar mı?"
Temel,
— "Anladılar tabii. Sorun da bu.. Ama ben bir şeyi unuttum!"
— "Neyi unuttun?"
— "Arapçanın sağdan sola okunduğunu..!"



25 Şubat 2009 Çarşamba

Temel'in Dileği

Temel'in Dileği
Temel, çölün ortasında susuz kalır.
Susuzluk ve aşırı sıcaktan bayılmak üzereyken...
birden yarısı kuma gömülü bir lamba bulur.
— "Serap mı görüyorum? Yoksa filmlerden gördüğüm o meşhur lamba mı bu?"
derken, lambayı ovalamaya başlar. O da ne?
Birden lambadan cin çıkar:
— "Dile benden ne dilersen! Şaşırmış ve kurumuş ağzıyla yutkunur"
— "Pana su pul! Evet.. Evet .. Su pul pana! Çok su pul"
Cin el hareketiyle cam sürahi içinde, tertemiz ve buz gibi suyu sunar.
Temel sürahiyi kafasına diker, içmeye başlar.
Ama o ne içiş.. İçer, içer, içer...
İçtikçe de sürahinin kendiliğinden dolduğunu hisseder...

Çünki su hiç bitmez.
Yaklaşık 10 dakika su içtikten sonra cin artık sıkılmaya başlar:
— "Haydi kardeşim! Bizimde işimiz gücümüz var ama!
Diğer iki dileğini de söyle de gideyim...
"
Temel biraz düşünür, sonra sürahiye bakarak:
— "Evet! evet!Sen pana pundan 2 tane deha cetur da!"



24 Şubat 2009 Salı

Kutsal Su

Kutsal Su
Temel çalışmak için gittiği İtalyada koyu Katolik bir mahalleye taşınır.
Çok geçmez mahalledekiherkes ona gıcık olmaya başlar.
Katolik mezhebinde cuma günü et yenilmez, yerine balık yenir.
Lakin Temel, her cuma vur patlasın çal oynasın barbekü/mangal yapmaktadır.
Önce uyarırlar ama nafile, bir işe yaramaz. Sonra tehdit ederler.
Temel bakar ki papuç pahalıya mal olacak,
"Nasılsa kalbimi değiştiremezler"
düşüncesiyle, formaliteden Katolik olmaya karar verir.
Hemen Temel'i bir papaza götürürler.
Papaz Temel’in üzerine kutsal su serperek:
- "Müsüleman olarak doğdun, ismal üzre büyüdün, şimdi Katoliksin!"
Tören biter. Herkes rahatlar.
Katolik mahalleli görevini yapmış olmanın mutluluğuyla evlerine dönerler.
Lakin sonraki cuma tüm mahalleyi yine kebap kokusu sarar.
Mahalleli hışımla Temel’in evine koşar ve şu manzarayla karşılaşır.
Temel, mangaldaki etlerin üzerine su serperken, nakarat aynıdır;
- "İnek olarak dogdin, inek olarak büyüdin, şimdi baliksin da!"

23 Şubat 2009 Pazartesi

Temel Taksimde

Temel Taksimde
Temel tatile çıkmaya karar vermiş ve sonunda İstanbul'da hem tatil hemde akrabalarını görmek için kendi arabasıyla yola çıkmış. şehri turlamak isteyen Temel, arabası ile İstanbul - Taksim Meydanı Anıtın etrafında dönüp duruyordu. Aynı trafik polisinin önünden beşinci defa geçerken, polis de merak etti.
Temel'i durdurup sordu:
- "Bir yeri mi arıyorsunuz? Niye meydanın etrafında dönüp duruyorsunuz?"
Temel:
- "Sol sinyal takıldı da..."

21 Şubat 2009 Cumartesi

Doktor Temel Muayehanesi

Doktor Temel Muayehanesi
Cimriliği ile tanınan İdris,uykusuzluktan dertlidir.
Doktor olan arkadaşı Temelin Muayenehanesine gider.
Başlar uykusuzluğundan dert yanmaya:
— "Temel gecelerü nereye yatırsam uyuyameyrum da!
Başim ağriyor. Pen hançi terafa yatsam aceba da!?
"
Doktor Temel kurnazca güldüten sonra:
— "Penum vizutemun üstüne yatma da,
haçan ne terafa yatarisan yat daaa!
"



19 Şubat 2009 Perşembe

İpotlu Temel

İpotlu Temel
Temel, kulağında walkman berbere girer.
Koltuğuna oturmasına yardımcı olan berber:
— "Kulaklığınızı çıkartırsanız daha rahat traş olursunuz Temel emice"
Temel:
— "Olmazzz. Sakın ha uşağum! Bu ölüm kalım meselesidur da!! Çikaramam!"
Berber Şaşırır ama,
— "Ne yapalım! Velinimetimsin, haklısın" diyerek traşa başlar.
Berber bir ara bakar Temel uyuyor.
Nasıl olsa uyuyor daha rahat traş ederim deyip kulaklığı çıkarır.
Traş biter ama Temelden hiç ses seda yok.
Uyandırmaya çalışır, tık yok..
Temel, traş sırasında rahmetli olmuştur.
Berber :
— "Tüh! Olan oldu! Adam öldü.
Acaba kulaklıkta ne çalıyordu? Ölüm kalım meselesi ne?!
"
diyerek merakını yenemez, kulaklığı takar kulağına..
Kulaklıkta kaydedilmiş bir insan sesi:
— "Nefes al. Nefes ver. Nefes al. Nefes ver. Nefes al…"

17 Şubat 2009 Salı

Karadeniz Şivesi

Karadeniz Şivesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesine İEET'ye şoför alınacakmış.
İşe alınanlar içinde hiç Karadenizli’nin olmaması dikkat çekmiş.
Temel'in ihbarı üzerine,
Gazeteciler, yetkililere nedeni sorulunca:
— "Bizim otobüsler kalabalık olur. 'Sıkışın' diye bağırmak gerekir"
— "Eeee ne olmuş?"
— "İstanbul Lehçesi ile söyleyen bir Karadeniz’li bulamadık!"
— "Ne var bunda?"
— "Sen hiç Karadeniz Şivesiyle 'sıkışın' diyeni duymadın galiba!?"

15 Şubat 2009 Pazar

Avukat Temel

MÜEBBET
Zamanın en büyük Mayfa Babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idami istenmektedir. Avukatlarının içinde en yetkili olarak Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temel'i bir kenara çekerler ve şöyle derler:
- "Temel ne yap et, Babanın idam kararını müebbete çevir; yoksa bu senin ve ailenin sonun olur!" derler.
Temel'in içine korku düşmüştür:
- "Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam?" diye düşünür. Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Yargı üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra Mahkeme Başkanı geri gelir ve kararını okur:
- "Müebbet Hapis!" derler. Bunu duyan Babanın adamları, ne yapacaklarını şaşırırlar; doğru Temel'e gidip:
- "Aferim sana Temel, şimdi gözümüze girdin. Güzelde Babayı idamdan nasıl kurtardın?"
Temel:
- "Sormayın bre uşaklar! mahkeme Heyeti, 'Beraat Beraat' diye tutturdu! Müebbete çevirtene kadar aklan karayı seçtim!"

9 Şubat 2009 Pazartesi

Jokey ve Atlar

Temel ile Dursun iki tane at almışlar. Fakat devamlı karıştırıyorlarmış. Hangisi kimin atı belli değil. O yüzden;
Temel'in aklına parlak bir fikir gelmiş ve atın bir tanesinin kuyruğunu kesmiş.
Dursun da ona inat diğer atın kuyruğunu kesmiş.
Temel bu sefer atın bir tanesine boya ile işaret koymuş.
Dursun da ona inat aynı yere aynı boya ile diğer ata işaret koymuş.
Bakmış ki böyle de olmuyor.
Temel Dursun'a:
- "Ha Tursun bak bu böyle olmayacak.. En iyisi beyaz at benimki, siyah at da seninki olsun.."

7 Şubat 2009 Cumartesi

Buruna Yazık

Buruna Yazık
Uluslararası Uzun Burun Yarışması'nda 8.8 santimlik burnuyla 1. olan ve Guinness Rekorlar Kitabı'na giren Artvinli Mehmet Özyürek
Temel satılık papağanları inceliyormuş.
Pahalı, cins, uzun, büyük ve kıvrık burunlarıyla ünlü ve papağanın önünde durmuş:
- "Abi bunlar neyce konuşuyor?"
- "İngilizce, Fransızca, Almanca"
- "Kaç paradır?"
- "Bir milyar"
- "Lazca biliyo mu?"
- "Bilmiyo!"
Temel papağanın burnunu okşamış;
- "Bu burunla yazık!"

3 Şubat 2009 Salı

Sigorta Parası

Sigorta Parası

Sigorta parasıyla geziye çıkınca Fabrikalarını bir yangında yitiren Temel, sigortadan aldığı ziyan parayla Ege Denizinden Mavi Yolculuğana (gemi) çıkar.
Lüks yatta güvertede güneşlenirken yanındaki Amerikalı ile sohbet etmeye başlar. Bir süre Avusturalyada çalıştığından az ingilizce konuşmayı bilmektedir. Fabrikasının yandığını, sigorta tazminatıyla tatile çıktığını, olayı anlatır.
Amerikalı'ın da büyük imalat atölyesini bir hortumda, tropik fırtına sırasında kaybettiğini ve sigortadan aldığı yüklü para ile yolculuğa çıktığını öğrenince merakla sorar;
-"Ya hele bi anlat şu kasırgayı nasıl çıkardın..?


1 Şubat 2009 Pazar


Tüketici Mahkemesi


Temel ile Dursun promosyonlu meşrubat alırlar. Meşrubatı açan Temel hemen kapağa bakar:
"Tekrar Deneyiniz"
Kapağı kapatıp yeniden açar ve okur:
- "Tekrar deneyin." tekrar tekrar denemesine rağmen sonuçun değişmediğini görüp sesli sesli söylenirken yoldan geçen biri,
- "Kardeş öyle kapatıp, açmakla olmaz yeni bir tane alacan..!" temel gidip, yeni bir şişe alır gene aynı yazı "Tekrar Deneyiniz" sonra bir tane daha...
En sonunda sinirlenen Temel:
- "Ula Tursun. Ha punlar pizi kandıriy! İki saattir deneyrum hala pi şey çıkmadi. Ha bunlari Tüketici mahkemesine verelum..!"

30 Ocak 2009 Cuma


Çaycı Temel

Temel Trabzonda ticari bir işhanında çay ocağı işletmektedir.
Üst kattaki işyerlerinden biri seslenir:
- "Temel efendi, dört çay yap. Biri açık olsun."
Çaycı Temel cevap verir:
- "Abi, hangisi açık olsun?!"

28 Ocak 2009 Çarşamba

Kafamız Şişti


Kafamız Şişti


İzmir - Trabzon Şehirlerarası yolculuk sırasında, hemen şoförün arkasında oturan Temel, şoföre seslenmiş:
- "Kaptan, haçan sekiz saattur yol aliyruk, habu teyp da devamli çalayi. Kafamuz şişti da..."
Şoför nazik:
- "İsterseniz kapatabilirim Bayfendi?"
Temel'den tam beklenen bir başka öneri gelmiş:
- "Yok kapatma... Bi boş kaset koysan da kafamuzi dinlesek..."


26 Ocak 2009 Pazartesi

Karadenizli Papağan


Karadenizli Papağan

Temel omzuna papağanını almış eczaneden aspirin almaya gitmiş. Eczanenin kapısından girip tam aspirin isteyecekken papağanı Temel'den önce davranıp:
- "Bir kutu aspirin, bir kutu aspirin" demiş.
Eczacı şaşkınlık içinde aspirini Temel'e uzatmış. Temel tam fıyatını soracakken papağan yine erken davranmış;
- "Kaç para, kaç para?" diye sormuş.
Şaşkınlığı iyice artan eczacı aspirinin fiyatını söylemiş. Temel ödemeyi yapmış, eczaneden çıkmak üzere arkasını dönmüş ve kapıya yönelmiş.
Eczacı dayanamaz Temel'e seslenmiş:
- "Bir dakika bakar mısın?"
Temel omzundaki papağanla eczacıya dönmüş ve eczacı sormuş:
- "Nereden buldun bu zeki şeyi?"
Papağan yine önce davranıp;
- "Karadenizin doğusundan, doğu karadenizden!"

24 Ocak 2009 Cumartesi

Trabzon ve Rizeli İmamlar


Trabzon ve Rizeli İmamlar


Trabzonlu imamlarla, Rizeli imamlar futboll turnuvası düzenleyip maç yaparlarmış; ama her defasında Rizeli imamlar yenerlermiş. Trabzonun takım kaptanı Temel Hoca demiş ki;
-"Uşaklar bu böyle gitmez, bizim Trabzonsporlu Hami'yi takıma alalım, diyelim ki bu bizim merkez caminin yeni hocasidur"
Diğerleri de kabul etmişler ve maça gitmisler Rize'ye. Dönüşte takım kaptanı Temel Hoca'ya sormuşlar,
-"Maç ne oldi?" diye...
Temel Hoca cevap vermiş,
-"2-1 yenildik" demiş. Bunlar kendilerinden ve galibiyetlerinden emin,
-"Peki golleri kim attı?" diye sormuşlar;
Temel,
-"Bizim golü Hami Hoca attı; onların golleri de Del Pierro Hoca ile Roberto Carlos Hoca attı.."

23 Ocak 2009 Cuma


Temel’in İngilizcesi


Temel Çımacı olmuş, ilk kez yurt dışına gitmişti. Gemi Liverpool Limanı'na yanaşırken, halatı rıhtıma atmadan iskeledeki İngiliz'e bağırdı:
-"Tut şu halatı!"
İngiliz bir şey anlamadığı için,
-"What (ne)?" der
Temel yine bağırdı:
-"Tut şu halatı! Diyoz Kardeşim"
İngiliz'de gene hareket yok! "What?" diyor sadece...
Temel ortaokuldaki ingilizcesi ile bağırır;
-"Do you speak English? (ingilizce biliyormusun?)"
ingiliz bu sefer heyecanla cevap verir,
- "Yes.. Yes.."
Temel öfkeyle bağırdı:
-"Ne diyoz lan sabah beri? O zaman tut şu halatı..!"

20 Ocak 2009 Salı

Hasta Temel


Hasta Temel

Temel bir gün her yerindeki ağrılardan şikayetle hastaneye doktora gitmiş, demiş ki:
-"Doktor bey parmağımı karnıma bastırıyorum acıyor, omzuma bastırıyorum acıyor, kalbime bastırıyorum acıyor, kafama bastırıyorum acıyor, gözüme bastırıyorum gözüm acıyor..."
Doktor çok şaşırmış. Temel'e yapılabilecek bütün tahliller yapılmış ama bir şey çıkmamış. En sonunda anlaşılmış ve teşhis konulmuş;

"Temel'in parmağı kırık..."

18 Ocak 2009 Pazar

Amerikan Tuvaleti


Amerikan Tuvaleti

Temel Dallas'taki kuzeni Dursun'u görmeye gitmiş. Dursun Temel'i havaalanında karşılamış. Beraberce dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış 10 metre boyunda bir limuzin!
-"Uyyy, amma da büyük bu, daa!" demiş.
Dursun hafifçe gülmüş;
-"Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!"
Yola çıkmışlar, Dursun'un çiftliğinin kapısından içeri girmişler. Git git bir türlü eve varmıyorlar. Temel şaşkınlık içinde:
-"Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" demiş.
Dursun gene hafifçe gülmüş.
-"Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!"
Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasında kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan bağırarak konuşuyorlar. Temel,
-"Uyy! Amma büyük masa, daa!" diye bağırmış.
Dursun'un sesi gelmiş,
-"Temel'im burası Amerika! Burada her birşey büyük!"
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun:
-"Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapı" diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun olduğu yermiş. Heryer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış;
-"Asla Sifonu çekmeyiiin! Sakın Sifonu çekmeyiiin!"